ABDEST   ALMAK

Abdest almak, namazın farzlarındandır. Kur'ân-ı kerîmi tutmak, Kâ'beyi tavaf etmek, tilâvet secdesi yapmak, cenâze namazı kılmak için de abdest almak lâzımdır. Her zaman abdestli bulunmak, yatağa abdestli girmek, abdestli yimek ve içmek çok sevâbtır. Büyüklerimiz hep abdestli bulunurlar, abdestsiz yere basmazlardı.

Abdestli iken ölenlere şehit sevabı verilir. Peygamberimiz "sallallahü aleyhi ve sellem" buyurdular ki. (Abdestli olarak ölen, ölüm acısı çekmez. Çünkü abdest îmânlı olmanın alâmetidir. Namazın anahtarı, bedeni günahlardan temizleyicidir.)

(Müslümân abdest alınca, günahları kulağından, gözünden, elinden ve ayağından çıkar. Oturunca, mağfiret olunmuş olarak oturur).

(Amellerin en hayırlısı namazdır. Abdeste devam edenler, ancak mü'minlerdir. Mü'min gündüz abdestli olmalı, gece de abdestli yatmalıdır. Böyle yapınca, Allahü teâlânın korumasında olur. Abdestli iken yiyip, içenin karnındaki yemek ve su zikreder. Karnında kaldıkları müddetçe, onun için istiğfar ederler).

Abdestin farzları, sünnetleri, edebleri, yasak olan ve bozan şeyleri vardır. Abdestsiz olduğunu bilerek zaruretsiz namaz kılan kâfir olur. Namaz kılarken abdesti bozulan, hemen omuzuna selâm verip, namazından çıkar. Vakit çıkmadan abdest alıp, namazını baştan tekrar kılar.

 

Abdestin farzları

Hanefî mezhebinde abdestin farzları dörtdür.

1- Yüzü, bir kere yıkamak.

2- İki kolu, dirsekler ile birlikte, bir kere yıkamak.

3- Başın dörtte bir kısmını mesh etmek, ya'nî yaş eli başa sürmek. [Maliki de tamamını mesh etmek farzdır]

4- İki ayağı iki yandaki topuk kemikleri ile birlikte bir kere yıkamaktır.

Şafiî mezhebinde abdestin farzları altıdır. Niyet ve tertîb de farzdır ve yüzü yıkarken niyyet etmek lâzımdır. Su yüze değmeden önce niyyet ederse, abdesti sahîh olmaz. Yüz ve çene üzerindeki sakalı yıkamak farzdır.

Maliki mezhebinde de abdestin farzları yedidir. Niyyet, Muvalat ve delk de farzdır Muvalat, uzuvları aravermeden peşpeşe yıkamaktır. Delk ise, havlu veya el ile sıvamak demektir. Şiîler, ayaklarını yıkamıyor, çıplak ayak üzerinde mesh ediyorlar.

 

Abdest Nasıl Alınır?

1- Kıbleye doğru olarak abdeste besmele ile başlanır.

2- Sonra, eller bileklere kadar üç defa yıkanır.

3- Sağ el ile ağıza üç kere su verilir.

4- Sonra sağ el ile buruna üç kere su verip, sol el ile sümkürülür.

5- Avuçlara su alıp, alından çene altına, şakaklara kadar yüz yıkanır.

6- Sol el ile, sağ kol dirsekle beraber (üç defa) yıkanır. Sonra sağ el   ile sol kol (üç defa) dirseğe kadar (dirsek dahil) yıkanır.

7- Her iki kolu yıkadıktan sonra, elleri tekrar yıkar ve o yaşlıkla başı mesh eder.(kaplama mesh).

8- Daha sonra sağ ve sol elin şehâdet parmaklariyle iki kulak deliğini, baş parmaklarla kulakların arkasını, ellerin dış yüzü ile de enseyi mesheder.

9- Sonra, sol elin küçük parmağı ile, sağ ayağın küçük parmağından başlıyarak, ayak parmaklarının arasını hilâllemek sûretiyle, topuklarla birlikte, sağ ayağı yıkar. Sonra sol ayağı, küçük parmağı ile bu sefer baş parmaktan başlıyarak ayak parmaklarının arasını hilâllemek sûretiyle topuğu ile birlikte yıkar.

Kıbleye karşı abdest almak edebdir. Ancak, ayakları yıkarken ayaklar kıbleye karşı uzatılmış olacağından İmâm-ı Rabbâni hazretleri ayaklarını yıkarken, kıbleye karşı ayaklarını uzatmış olmamak için hafifçe sağa veya sola dönerlerdi.

Abdestte her uzvu yıkarken abdest duâlarını okumalıdır. Çok sevâbdır. Abdest duâlarım bilmeyen, her uzvu yıkarken (Kelime-i şehâdet) okumalı, büyük sevaba kavuşmalıdır.

 

Abdestsiz İken Yasak Olan Şeyler Nelerdir?

 1- Abdestsiz namaz kılınmaz,

2- Kur'ân-ı kerîme el sürülmez,

3- Kâbe'yi tavaf edilmez

Abdestsiz camiye girmek mekruhtur

 

Abdesti Bozan Şeyler Nelerdir? (özet olarak)

Abdesti bozan şeyler, Hanefî mezhebine göre yedidir:

1- Vücuddan çıkan herşey abdesti bozar. Fekat tükürmek, sümkürmek, terlemek, ağnsız göz yaşı, kulakdan çıkan su eğer cerâhat değilse, abdesti bozmazlar.

2- Ağız dolusu kusmakdır.

3- Arkasını bir şeye dayayıp uyumakdır.

4- Nemâz içinde ses ile gülmekdir.

5- Bayılmak, deli olmak, sarhoş olmakdır.

6- İnsanın îmânını gideren, küfre sebeb olan bir iş yapmak veyâ bir söz söylemekdir. Allah korusun!

7- (Mübâşeret-i fahişe) ya'nî çıplak olarak, [Sev'eteyn]i, ya'nî çirkin yerlerini sürtünmek, erkeğin de, kadının da abdestini bozar).

 

Menkıbe- Abdestsiz Süt Emzirmedim

 

 Ahmed-i Bîcân bir gün, Gelibolu'nun en büyük câmisinde vâz veriyordu. Herkes hûşu içinde anlatılanları dinliyordu. "Kadeşlerim! İnsanı Rabbînden uzaklaştıran perdelerin en büyüğü, kalbi öldürmek, karartmaktır. Kalbin ölmesine, kararmasına sebeb de dünyayı sevmektir. Bir Hadîs-i Kudsîde buyuruldu ki:"Ey Âdemoğlu! Kanâat et zengin ol. Hasedi terket, rahat ol! Dünyâyı terket. Dînin halis olsun "Kim gıybeti terkederse, Allahü teâlâya karşı olan sevgisi, çoğalır. Kim az ve doğru konuşursa, aklı tam olur. Kim dünyâ için kaygılanırsa Allahü teâlâ ondan uzaklaşır,"

Ahmed-i Bîcân hazretleri vâz ettiği kürsüden bir ara başını kaldırdı. Caminin giriş kapısında ağabeyini gördü. Ayakta bekliyor ve kendisine tebessüm ediyordu. İçeri girip oturmamasına hayret etmişti. Sonra mânevi bir huzurla vâzına devam eîtti. Ağabeyinin bu şekilde beklemesi bir türlü aklından çıkmıyordu.

Akşam annesi ile sohbet ederken bu aklından çıkmayan şeyin sebebini öğrenmek istedi ve; "Anneciğim bugün başımdan geçen bir şey oldu. Vâz ederken ağabeyim cami kapısına durmuş, bana bakıyor ve tebessüm ediyordu. Ama içeri girip oturmadı. Sebebini ondan suâl eylesen, dedi." Evlâdını kıramayan annesi ertesi gün Muhammed Bîcân'a giderek sohbet arasında kardeşinin vâzı arasında niçin camiye girmediğini sordu. O da, "Kardeşim âlim, arif birisidir. Hacı Bayram-ı Veli hazretlerini görünce bir başka Ahmed oldu. Sözleri hikmet dolu. Gönülleri alan, ruhları cezbeden bir üslûbu var. İlminden, irfânından istifade edenlerin sayısı belli değil. Ben de mübarek sözlerini dinlemek için gitmiştim. Meleklerin kanatlarını sererek vâzını dinlediklerini gördüm. Basmamak için içeri girmedim." dedi. Bu duruma çok sevinen annesi, eve dönerek durumu küçük oğlu Ahmed Bîcân'a anlattı. Ahmed sevineceği yerde durgunlaştı. Bunu farkeden annesi sebebini sorunca;" Ağabeyim melekleri gördüğü halde ben niçin göremiyorum, acabâ sebebi nedir? dedi. Annesi hiç beklemediği bu soru karşısında şaşırdı. Ahmed-i Bîcân hazretleri sonra ilave etti; "Anneciğim bunun sebebini senin bilmen lazım. Biraz düşün bulacaksın." dedi.

Annesi biraz düşündükten sonra yaşlı gözlerle oğluna; "Sen henüz süt emme çağında idin. Namaza durmuştum. O esnada komşularımızdan bir hanım geldi. Sen ağlamaya başladın. Selâm vermeyede çok az kalmıştı. Selâmı vermemle birlikte mâni oldumsa da sen bir kaç yudum almıştın. Sonra sordum hanım abdestsiz imiş. Halbuki ben seni hiç abdestsiz emzirmemiştim. Her halde sebebi budur " dedi. Ahmed-i Bîcân; "Doğru söyledin," dedi. [Evliyâlar Ansiklopedisi. 2.134]

 

ABDESTİ BOZAN ŞEYLER NELERDİR ?

(Halebî) kitâbında diyor ki, Hanefî mezhebinde yedi şey, abdesti bozar:

1- Birincisi, önden ve arkadan çıkan şeyler, meselâ yellenmek, abdesti bozar. Erkek, idrar kaçırmamak için, idrar yoluna nebâtî pamuk koyması caizdir.  Sızdığında vesvese, şübhe ederse, koyması müstehab olur. Sızmağa mâni olursa, koyması vâcib olur. Sun'î pamuk   kullanmamalıdır.

Pamuğun dışarda kalan kısmı ıslanmadıkça, abdesti bozulmaz. Pamuk, kuru olarak çıkarsa, yine bozulmaz.

2- İkincisi, ağızdan çıkan necs şeylerdir. Bunlardan kay (kusma) ve katı kan, kan, safra, mi'deden gelen yemek, su, ağız dolusu olunca, abdesti bozarlar. Hepsi kaba necsdîrler. Süt emen çocuğun kusduğu şey de, kaba necsdir. Balgam kusmak bozmaz. Başdan gelen sıvı kan kusunca, tükrükden az ise bozmaz. Ağzın içi, abdestin bozulmasında, iç organ sayılır. Orucun bozulmasında, bedenin dışı sayılır. Bunun için, dişden ve ağızdaki yaradan çıkıp ağızdan dışarı çıkmıyan kan abdesti bozmaz. Ağızdan dışarı çıkınca, tükrükden çoksa bozar. Başdan gelen katı kan, çok olsa dahî bozmaz. Mi'deden, ciğerden gelen kan sıvı ise, Şeyhayna (İmâm-ı Âzam ile Îmâm-ı Ebû Yûsuf’a) göre   "rahmetullahi aleyhimâ", az olsa dahî abdesti bozar. Kulağa damlatılan yağ, kulakdan veyâ burundan çıkınca bozmaz. Ağızdan çıkarsa bozar. Buruna çekilen şey, burundan, günlerce sonra da, geri gelirse bozmaz.

3- Üçüncüsü, deriden çıkan kan, cerahat, saf su, ağrılı çıkan renksiz su, hanefîde bozar. Bunların,  mâlikîde ve şâfi'îde abdesti bozmazlar.  Çiçek hastasından ve herhangi  bir çıbandan, kulakdan, burundan, yaradan çıkan kan, san su ve acı ile, ağn ile akan renksiz su, gusl abdestinde yıkanması lâzım olan yere yayılırsa bozar Meselâ, burundan gelen kan, kemikleri geçerse, kulakdan gelen, kulak deliğinden çıkarsa bozar. Çıbandaki, yaradaki kanı sarı suyu pamukla emerse bozar. Bunlardan acısız, ağrısız olarak çıkan, akan renksiz su bozmaz. Birşeyi ısınınca, o şey üzerinde kan görürse, bozulmaz. Misvâk, kürdan üzerinde kan görünce, ağzına bulaşmadı ise, bozulmaz. Ya'nî oraya parmağını koyunca, parmağında kan görürse bozulur. Gözü ağrıyan kimseden, hep yaş akarsa, özr sâhibi olur. Ağrı olmadan, herhangi bir sebeble ağlamakla ve soğan, duman, gazlar te'sîri ile, göz yaşı akınca bozmaz. Şâfi’îde ikisi de bozmaz. Kadın, çocuğunu emzirince bozmaz. Çok da olsa, terlemekle bozulmaz. Kulak, göbek, memeden ağn, hastalık ile gelen sıvı bozar. Sülük, çok kan emerse, bozar. Sinek, sivrisinek, pire, tahta biti gibi haşereler, çok emseler de bozulmaz. Az olup yayılmayan derideki kan ve ağızda hâsıl olup, ağız dolusu olmıyan kan ve dışarı çıkan az kay, abdesti bozmadıkları için, necs değildirler.

4- Dördüncüsü, uyumak, dört mezhebde de bozar. Hanefîde, mak'adın gevşek olacağı bir hâlde, meselâ yan veyâ sırt üstü yatarak veyâ dirseğine yâhud birşeye dayanıp uyumakdır. Dayandığı şey çekilince düşmezse, bozulmaz. Nemâzda uyumak, dizleri dikip, başını dizlerine koyarak, diz çökerek, bağdaş kurarak, teverrük ederek uyursa, bozulmaz. Teverrük, kadınların nemâzda kaba etlerini yere koyup,  uyluklarını birbirine yaklaştırarak, ayaklarını sağ taraftan dışarı çıkarıp sol uylukları üzerine oturmalarıdır. Bir dizini dikip, diğer uyluğu üzerine oturup uyursa bozulur. Çıplak hayvan üstünde uyursa, hayvan yokuş çıkıyor veyâ düz yerde gidiyorsa, bozulmaz. Palan ve eğer üzerinde uyursa hiç bozulmaz.

5- Beşincisi, bayılmak ve deli olmakla ve sar'a tutmakla.bozulur. Yürürken sallanacak kadar serhoş olmak da bozar.

6- Altıncısı, rüku' ve secdeleri olan nemâzda kahkaha ile gülmek, abdesti de bozar. Çocuğun bozulmaz. Nemâzda tebessüm, nemâzı da, abdesti de bozmaz. Yanındakiler işitirse, kahkaha denir. Kendi de işitmezse, tebessüm denir. Yalnız kendi işitirse (Dahk) denir. Dank, yalnız nemâzı bozar.

7- Yedincisi, (Mübaşeret-i fahişe) ya'nî çıplak olarak, [Sev'eteynji, ya'nî çirkin yerlerini sürtunmek, erkeğin de, kadının da abdestini bozar). Kadının derisine şehvet ile dokunmak, hanefîde abdesti bozmaz.

Saç, sakal, bıyık, tırnak kesmek abdesti bozmaz. Kesilen yerleri yıkamak lâzım olmaz Tırnak kesince, abdest bozulmaz. Elleri yıkamak müstehab olur. Yara kabuğunun düşmesi ile de bozulmaz.

Abdest alırken, deri üzerindeki yarık yıkanır. Su değdiremezse, mesh eder. Mesh edemezse, terk olunur. Ayağındaki yarığa merhem sürmüş ise, merhemin üstünü yıkar. Yıkamak yaraya zarar verirse, mesh eder. Yıkadıkdan sonra merhem düşerse, altı iyi olmuş ise, altını yıkar. İyi olmamış ise, yıkamaz. İki elinde yank, yara olup su zarar verirse teyemmüm eder. Bir eli sağlam ise, bunun ile abdest alır. Eli dirsekden, ayağı topukdan kesilmiş ise, kesik yeri yıkar.

(Halebî-i kebîr)de diyor ki, (Abdest aldığını bilip, sonra bozulduğunda şübhe ederse, abdesti var kabul edilir. Abdesti bozulduğunu bilip, sonra abdest aldığında şübhe ederse, abdest alması lâzım olur Abdest arasında, ba'zı yerini yıkadığında şübhe ederse, orasını yıkar. Abdest aldıkdan sonra şübhe ederse, yıkamak lâzım değildir. Kab, kaçak, elbise, bedenin, suyun, kuyunun, havuzun ve câhillerin, kâfirlerin hazırladığı yağ, ekmek, elbise, yemek ve sâirenin pis olmasında şübhe etse, temiz kabul edilir.)

Kur'ân-ı Kerimi abdestsiz tutmak haramdır. Ezberden okumak caizdir. Yatağa abdestli girmek sünnetdir. (Şir'at-ül-islâm) şerhinde diyor ki, (Kur'ân-ı Kerimi yatakda, yatarak ezberden abdestsiz okumak caizdir ve sevâbdır. Fekat, başını yorgandan dışarı çıkarmalı ve bacakları bitişdirmelidir.) Cünüb ve hayzlı olarak câmi'e girmek haramdır. Abdestsiz girmek mekrûhdur. [Seâdet-i ebediyye / 123]

 

ABDEST ALIRKEN YAPILMASI YASAK OLAN ŞEYLER

Abdest alırken, yapılması yasak olanlar, onikidir. Bunlan yapmak harâm veyâ mekrûhdur ki, şunlardır:

1 - Halâda, kırda abdest bozarken, kıbleyi öne, arkaya getirmemelidir.

Kıbleye ve mıshafa karşı ayak uzatmak da, mekrûhdur. Mıshaf yüksekde ise, mekruh olmaz. Ayrı bir şeye sarılı mıshaf, mıska ile halâya girebilir.

2 - Tahâretlenmek için, biri yanında avret yerini açmak haramdır.

3 - Sağ el ile tahâretlenmemelidir.

4 - Su olmadığı zemân, gıda maddesi ile, gübre ile, kemik ile, hayvan gıdası ile, kömür ile ve başkasının malı ile, saksı, kiremit parçası ile, kamış ile ve yaprak ile ve bez ile, kâğıd ile tahâretlenmek mekrûhdur.

5 - Abdest alınan havuza tükürmemeli ve sümkürmemelidir.

6 - Abdest a'zâsını, hudûdundan pek aşırı veyâ eksik olarak yıkamamalı ve üçden az veyâ çok yıkamamalıdır. Mekrûh olur.

7 - Abdest a'zâsını, tahâretde kuruladığı bez ile kurulamamalıdır.

8 - Yüzü yıkarken, suyu yüze çarpmamalı, alın üstünden dökmelidir.

9 - Suya üflememelidir.

10 - Ağzı ve gözleri sıkı kapamamalıdır. Dudağın görünen kısmında ve göz kapağında ıslanmadık az bir yer kalırsa, abdest kabûl olmaz.

11 - Sağ el ile sümkürmemelidir.

12 - Baş, kulaklar veya enseden birini, her defasında eli ayrı ayrı ıslatarak, birden fazla mesh etmemelidir. Her defasında ıslatmadan tekrârlanabilir.

Tenbîh: Zaruret, mecbûriyyet olmadıkça aşağıdaki onbir şeye ri'âyet etmelidir:

1 - İki eli çolak olan, tahâretlenemez. Kollan toprağa, yüzünü dıvara sürerek teyemmüm eder.

Yüzünde de yara varsa, nemâzı abdestsiz kılar, terk etmez.

2 - Hasta olana, zevcesi, cariyesi, çocukları, kardeşleri abdest aldırır.

3 - Taş ve benzerleri ile taharetlenmek, su yerine geçer.

4 - Deli olan veya bayılan kimse, yirmidört sâatde ayüamazsa, iyi olunca, nemâzlarını kaza etmez. İçki, afyon, ilâç ile aklı giden, her nemâzı kazâ eder. Yatarak başı ile îmâ edemiyecek kadar ağır hastalığı yirmidört sâatden çok devâm eden kimseden, aklı başında olsa bile, nemâz sâkıt olur, düşer, kaza etmez.

5 - Abdesthâneye husûsî şalvar ile ve başı örtülü girmek müstehabdır, edebtir.

6 - Halâya girerken elinde, Allahü teâlânın ismi ve Kur'ân-ı kerîm yazılı bir şey bulunmamalıdır. Birşeye sarılmış veya cebde olmalıdır. Mıska böyledir.

7 - Halâya sol ayakla girip, sağ ayakla çıkmalıdır.

8 - Halâda avret yerini, çömelince açmalı, konuşmamalıdır.

9 - Avret yerine ve necâsete bakmamalı, halâya tükürmemelidir.

10 - Halâda birşey yimemeli, içmemeli, şarkı söylememeli, ıslık çalmamalı, [sigara içmemeli], sakız çiğnememelidir.

11 - Hiçbir suya, cami' dıvarına, kabristana ve yola abdest bozmamalıdır. (Seâdet-i Ebediyye/125)

 

 

Sual-1: Abdestte her arada musluğu kapatmamak israf olur mu? Abdest alırken musluğu nasıl açmalı?

Cevap: Musluğu az açmalı. Bu israf olmaz.

Sual-2: Takma dişe misvak sürmekle sünnet yerine getirilmiş olur mu?

Cevap: Evet.

Misvak Nedir ?

Dişleri; bir şey ile oğmak, temizlemek sünnettir, ağzı yıkarken dişleri misvak ile temizlemek ise edebtir. Misvâk, Arabistânda bulunan Erâk ağacının dalından, bir karış uzunlukda kesilen parçadır. Misvâk bulunmazsa, fırça da kullanılabilir. Bu da yoksa, sağ elin baş parmağını sağ yandaki dişler üzerine, ikinci küçük parmağını sol dişler üzerine üç kerre sürerek temizlemelidir. Sağ el parmakları uzatılıp, baş parmakla küçük parmak misvakın altından, diğer üç parmak da üstünden tutarak, üç kerre sağ, üç kerre de sol yandaki dişler üzerine hafifçe sürülür. Kuvvetle sürmemeli, dişleri bozar, Hafif sürülünce dişleri ve diş etlerini kuvvetlendirir.     

Sual-3: Kolları yıkadıktan sonra eldeki yaşlıkla başı mesh câiz mi?

Cevap: Hayır. Elleri ayrıca ıslamalıdır.

Sual-4: Ayak parmaklarını baş parmakla hilallamak câiz mi?

Cevap: Evet.

Sual:5: İkindi gecikmesin diye abdest sıkışıkken kılınır mı?

Cevap: Sıkışıkken ve kerahet vaktinde namaz kılmak mekruhtur. Fakat abdest sıkışıklığı özür olduğu için, sıkışıklığı giderdikten sonra, kerahet vaktinde kılmak mekruh olmaz.

Sual 6: Abdest sıkışıklığının ölçüsü nedir?

Cevap: Huzûra mâni olursa, kalbi meşgul ederse namaz mekruh olur.

Sual-7: Yatağa girince abdest bozulsa abdestli yatılmış olur mu?

Cevap: Evet.

Sual-8: Temiz lavobadan sıçrayan abdesi suyu necis mi?

Cevap: İmâm-ı Muhammede göre necis değildir. Fetva da böyledir.

Sual-9: Abdest alana hayrını gör demek câiz mi?

Cevap: Ciddi söylenirse câizdir.

Sual-10: Deriye ovularak sürülen yağlı merhem abdeste mâni mi?

Cevap: Mâni değildir.

Sual-11: Abdesten artan suyu içmek gibi musluktan içmek de şifâ mı?

Cevap: Evet.

Sual-12- Abdest için kolları sıvamaya sağdan mı başlanır?

Cevap-: Evet. Elbise çıkarırken soldan başlanır.

 

GUSÜL-BOY ABDESTİ

Nemâzın doğru olması için, abdestin ve guslün doğru olması lâzımdır. Cünüb olan her kadının ve erkeğin ve hayzdan ve nifasdan kurtulan kadınların, nemâz vaktinin sonuna o nemâzı kılacak kadar zemân kalınca, gusl abdesti alması farzdır.

Farzları yapanlara çok sevâb vardır. Yapmıyanlara da, büyük günâh vardır. (Gunyet-üt-tâlibîn) kitabının bildirdiği hadîs-i şerîfde, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" buyuruyor ki: (Gusl abdesti almağa kalkan bir kimseye, üzerindeki kıl adedince [ya'nî pekçok demekdir] sevâb verilir. O kadar günâhı afv olur. Cennetdeki derecesi yükselir. Guslü için ona verilecek sevâb, dünyâda bulunan herşeyden daha hayırlı olur. Allahü teâlâ, meleklere, bu kuluma bakınız! Gece, üşenmeden kalkıp, benim emrimi düşünerek, cenâbetden gusl ediyor. Şâhid olunuz ki, bu kulumun günâhlarını afv ve magfiret eyledim buyurur).

(Ey Oğul İlmihâli)nin doksanbirinci sahîfesinde yazılı hadîs-i şerîfde, (Kirlenince, çabuk gusl abdesti alın! Çünki kirâmen kâtibin melekleri, cünüb gezen kimseden incinir) buyuruldu. Yine, aynı sahifede: İmâm-ı Gazali buyurdu ki, bir kimse, rü'yâda bana dedi ki, (Bir mikdâr zemân, cünüb kaldım. Şimdi üzerime ateşden gömlek giydirdiler. Hâlâ ateş içindeyim). (Zevâcir) ve (Müslim) kitâblarındaki hadîs-i şerîfde, (Resim, köpek ve cünüb kimse bulunan eve rahmet melekleri girmez) buyuruldu. Nemâz kılan ve kılmıyan herkes, bir nemâz vaktini cünüb geçirirse, çok acı azâb göreceği (Zevâcir)de yazılıdır. Öğle ezânından sonra cünüb olan, öğle nemâzını kılmamış ise, ikindi vaktine kadar; kılmış ise, akşam nemâzına kadar gusl etmelidir. Yıkanamazsa, teyemmüm etmelidir.

 

Guslün Farzları Nelerdir?

Hanefi mezhebinde guslun farzı üçdür:

1- Ağzın hepsini iyice yıkamak. Ağız dolusu su içmekle olur ise de, yutmak mekrûhdur diyen de olmuşdur.

2 - Burnu yıkamak. Burundaki kuru kir altını ve ağızdaki çiğnenmiş ekmek altını yıkamazsa gusl sahih olmaz.

3 - Bedenin her yerini yıkamakdır. [Seâdet-i ebediyye /132-133]

Şafî mezhebinde guslün farzı ikidir: 1- Niyyet etmek 2- Butün bedeni yıkamaktır. Mâliki Mezhebinde de guslün farzı beştir: 1- Gusle başlarken niyyet etmek. 2- Bütün vücûdu yıkamak 3- Delk etmek, [avuç içi veyâ havlu ile bütün vücudu hafif sıvamak], 4- Muvâlât [aralıksız yıkamak] 5- Saçı, sakalı hilâllamak. Sık örülü saç çözülüp her tarafını hilâllamak tarzdır.

Mâliki mezhebinde ağız, burun ve kulak içini ve saçları yıkamak sünnetdir. Yıkamadık yer kaldığını bir ay sonra bile hâtırlayınca, yalnız orayı hemen yıkar. Hemen yıkamazsa, guslü bâtıl olur [Seâdet-i ebediyye /144 ]

 

Gusül Abdesti Nasıl Alınır ?

1- Önce, temiz olsalar dahî, iki eli ve avret yerini yıkamalıdır. Sonra bedeninde necâset varsa yıkamalıdır.

2- Sonra, tam bir abdest almalı, yüzünü yıkarken, gusle niyyet etmeli, ayakları altında su toplanmıyorsa, ayakları da yıkamalıdır.

3- Sonra bütün bedene üç defa su dökmelidir. Önce üç defa başa, sonra sağ omuza, sonra sol omuza dökmeii, her döküşde. o taraf temam ıslanmalıdır. Birinci dökmede oğmalıdır. Gusülde, bir uzva dökülen suyu, başka uzuvlara akıtmak caiz olup, orası da temizlenir. Çünki, gusülde bütün beden, bir uzuv sayılır. Abdest alırken bir uzva dökülen su ile, başka uzuv ıslanırsa, yıkanmış sayılmaz

 Gusül temâm olunca, tekrâr abdest almak mekrûhdur. Gusl ederken abdesti bozulursa, bir dahâ almak lâzım olur. [Seâdet-i ebediyye /133]

 

Gusülü gerektiren haller nelerdir ?

1- Kadınların hayz, yani âdet görmeleri halinde, gusül abdesti almaları gerekir.

2- Kadınların nifas yani lohusa olması halinde, gusül abdesti almaları gerekir

3- Erkeklerin ve kadınların cünüp olması halinde, gusül abdesti almaları gerekir

Cünüb olmak da üç dürdüdür

a) Erkek ve kadın, cinsi münâsebette bulunması halinde cünüb olur.

b) Herhangi bir sebeple.şehvetle meninin gelmesi halinde, erkek ve kadın cünüb olur.

c) İhtilam. yâni rüyada şehvetlenip uyandığı zaman menî veya mezî görmesi halinde, erkek ve kadın cünüb olur. [Seâdet-i ebediyye /140 ]

Cünüp iken Yapılması Yasak Olan Şeyler Nelerdir ?

1- Hiç bir namazı kılamaz.

2- Kur'ân-ı kerime ve âyetlerine el süremez.

3-Kur'ân-ı kerîm okuyamaz

3- Kâ'beyi tavaf edemez.

4- Câmi ve mescidlere giremez.

Cünüp iken yemek ve içmek, tırnak kesmek, saç , sakal, koltuk ve kasık tıraşı olmak, çocuğu emzirmek mekruhtur. Cünüp olanı öpmek de mekruhtur. Cünüp iken yemek içmek fakirliğe sebep olur.

 

Menkıbe: Kore'de Bir Türk Askeri

Dinine bağlı bir Anadolu çocuğu olan Mehmetçik 1952 yılında Kore Harbine katılmıştı, Çinlilerle yapılan muharebede büyük kahramanlıklar gösterdi. Heryeri buzların kapladığı soğuk bir gecede, rüyasında ihtilam olup gusl abdesti alması icâb etmişti. Bu durumunu kimseye söyleyemedi. Ama cünüb de durmak istemiyordu. Daha henüz sabah olmamıştı. Arkadaşlarına ve kumandanına haber vermeden, karargahın yakınında bulunan bir derede, buzları kırarak boy abdesti aldı.

Tam elbiselerini giyip karargaha döneceği sırada, Çinli bir grup asker tarafından etrafı kuşatıldı. Teslim ol ! çağrısını yaptıkları sırada bu askerler, kendi silahlarını bırakıp teslim oldular, geriye döndüler. Mehmetçik, onların bıraktığı silahları aldı. Arkasından onları takip ederek karargaha getirdi ve kumandanına teslim etti.

Kumandan tercüman vasıtasıyla Çinli askerlere sordu:

- Sizi buraya kim getirdi? Bu tek askere niçin teslim oldunuz?

Çinli askerler:

- Hayır, bizi buraya bu asker getirmedi. O'nu  tam teslim alacağımız sırada, başlarında sarık bulunan silahlı askerler ansızın etrafımızı çevirdi. İşte onlar bizi teslim aldılar ve buraya kadar getirdiler.

O anda, kumandan ve hiç kimsenin görmediği bu askerler, şiddetli soğuğa aldırmadan temizlenmek için gusl eden askere, Allahü teâlâ tarafından gönderilen yardımcılar idi.

 

Diş dolgusu ve Gusül

 

Diş dolgusu gusle mani değildir. Çünkü vücudun içini değil, dışını yıkamak gerektiği gibi, dişin de içini değil, dış yüzünü yıkamak gerekir. Diş dolgusunun altını yıkamak gerekmez. Öyle değil mi?

CEVAP

Dişin içini yıkayan kim, dişin içi yıkanır mı? İnsanın bir parmağı kökten kesilse, kesilen yer artık vücudun dışı olur, kesik yer yıkanmazsa abdest de gusül de olmaz. İnsanın kolu, bilekten kesilse, kesilen yer, artık vücudun dışı olmuş olur. Kesik yer yıkanmazsa abdest de gusül de olmaz. Diş de böyledir. Dişin yarısı kırılsa, kırılan yer, vücudun dışı sayılır. Dış kısmını da gusülde yıkamak farzdır.

Fıkıh kitapları ağzın içinde, dişlerin arasında ve dişlerin üstünde iğne ucu kadar kuru yer kalırsa, gusül sahih olmaz diyor. Fıkıh kitaplarındaki ifadeler şöyledir:

 

Dişler arasında yemek artığı kalıp, altı yıkanamazsa, gusül caiz olur. Çünkü, su akıcı olup, bu artıkların altına sızar. Fakat bu artıklar, katılaşmış ise, gusül caiz olmaz. Çünkü su, bunun altına sızmaz. Bunda zaruret ve güçlük de yoktur. (Halebi-yi kebir)

 

Dişlerin arasında, diş kovuğunda katılaşmış yemek artığı bulunursa gusül sahih olmaz. (Kadıhan)

 

Diş arasındaki yemek kırıntısı katılaşıp, suyu geçirmezse, gusle mani olur. (Mecmua-i Zühdiyye)

 

Dürr-ül-muhtar’ın, (Diş çukurundaki şey, gusle zarar vermez diyen olmuş ise de, bu şey, katı olup, altına su geçmez ise, guslü caiz olmaz) ifadesini İbni Abidin hazretleri şöyle açıklıyor:

(Zarar vermez denilmesi; su, dişteki şeyin altına sızıp, ıslatacağı içindir. Hulasat-ül-fetava’da da, böyle yazmaktadır. Bu fetvadan da anlaşılıyor ki, altına su geçmezse, gusül caiz olmaz. Hilye’de ve Münyet-ül-musalli şerhinde de böyle yazılıdır.) (Redd-ül muhtar)

 

Merakıl-felah’ı açıklayan Tahtavi, (Diş çukurundaki yemek artıklarının altına su geçerse, gusül caiz olur. Bunlar, sert olup altına su geçmez ise, gusül caiz olmaz. Feth-ul-kadir’de de böyle yazılıdır) diyor. Yine Tahtavi, (Dürr-ül-muhtar) haşiyesinde, (Diş çukuruna giren yemek parçası altına su sızacağı için gusle mani olmaz. Suyun sızdığında şüphe ederse, bunları çıkarıp diş çukurunu yıkamalıdır) buyuruyor.

 

Mecmua-i Cedide’nin hicri 1329 tarihli baskısındaki diş dolgusunun gusle mani olmadığı yazılı ise de, bahsedilen ifade, bu kitabın 1299 tarihli ilk baskısında yoktur. O baskıya, ittihatçıların şeyh-ül-islamı mason Musa Kazım tarafından sokulmuştur. İtibar edilmez.

 

(Altın ve gümüş diş yaptırmak caiz olduğuna göre, gusül de caiz olur) demek çok yanlıştır. İmam-ı Rabbani hazretleri, (Hanefi mezhebinin usul-i fıkhında, şartsız bildirilen bir haber, şartlı olarak anlaşılır) buyuruyor. (Müjdeci Mektuplar m.288)

 

Fıkıh kitaplarında, (Geyik eti yemek caizdir) buyuruluyor. Hüküm şartsız olarak bildirilmiştir. Geyik eti caiz diye; canlı bir geyiği tutup, bir ayağını kesip yemek caiz olmaz. Ehl-i kitap dışındaki gayrı müslim keserse veya kendiliğinden ölürse, leş olacağı için yine yenmez. Besmelesiz öldürülürse yine yenmez. Görüldüğü gibi geyik etinin yenmesi için birçok şart vardır.

 

(Harbde ölen şehid olur) hadis-i şerifi şartsız bildirildiğine göre, bazı şartları var demektir. Mesela mümin olmayan, harbde de ölse şehid olmaz. (Gümüş yüzük erkeklere de caizdir) hükmü de şartsız olarak bildirilmiştir. Yüzüğün ağırlığı 4,8 gramdan fazla olmamalıdır. Eğer yüzük çok sıkı olursa, altına su geçirmediği için alınan abdest veya gusül sahih olmaz. Böyle dar olan yüzüğü oynatarak veya çıkartarak altına su geçirmek şarttır. (Gümüş yüzük caizdir) diye altını yıkamaya lüzum yoktur şeklinde anlamak yanlış olur. Bunun gibi, (Sallanan dişi, altın tel ile bağlamak caiz) denince, bunun da bazı şartlarının olduğu anlaşılır. Altına su geçip geçmediğine bakılır. Yüzüğün altına su geçmeyince; abdest ve gusül sahih olmadığı gibi, ağzın içinde kuru yer kalınca gusül sahih olmaz. Bunun için diş dolgusu olanın, ağzın içini yıkamak gusülde farz değil diyen bir mezhebi, mesela Maliki veya Şafii’yi taklit etmesi gerekir.

 

 

 

Sual-1- Hafif ağrılı gözyaşı abdesti bozar mı?

Cevap-1- Bozar. Devamlı olursa özür sahibi olur.

Sual-2- Otobüste dayanıp bir an uykuya dalmak abdesti bozar mı?

Cevap-2- Dayanarak uyuyanın abdesti bozulur.

Sual-3- Ayak parmağındaki mantardan çıkan sıvı, abdesti bozar mı?

Cevap-3- Hayır.

Sual-4- Teşehhüddeki gibi oturup, iki dirseğini iki dizi üzerine koyarak ellerini çenesine dayayıp uyumak veya taburede dirseğini dizine dayayıp uyumak abdesti bozar mı?

Cevap-4- Evet.

Sual-5- Kazma tutmaktan elin içinde meydana gelen kabarcıktan çıkan renksiz sıvı, abdesti bozar mı?

Cevap-5- Hastalıktan hasıl olan renksiz su bozar. Bu da öyledir.

Abdesti Bozmayan Şeyler

Sual-1- Gözüm bozuk. Çok bakınca sulanıyor. Abdesti bozar mı?

Cevap-1- Bozmaz.

Sual-2- Tabure de oturup uyumak abdesti bozar mı?

Cevap-2- Temkinli oturup, bir tarafa dayanmadan uyunursa abdest bozulmaz.

Sual-3- Başağrısı sebebiyle gözden yaş gelse, abdest bozulur mu?

Cevap-3- Bozulmaz,

Sual-4- Gözden çapak çıkması abdesti bozar mı?

Cevap-4- Bozmaz.

Sual-5- Geğirmek suretiyle gelen az bir yemek parçası abdesti bozar mı?

Cevap-5- Abdesti de, namazı da bozmaz.

Sual-6- Abdestli iken ağzın içi kanasa abdest bozulur mu?

Cevap-6- Ağızdan kan dışarı çıkmadıkça bozulmaz.

Sual-7- Soğan doğrarken gözüm sulandı, yaş aktı. Abdestim bozuldu mu?

Cevap-7- Bozulmadı.

Sual-8- Bir sebeple yokken gözden yaş çıksa abdest bozulur mu?

Cevap-8- Gözde ağrı varsa bozar. Ağlamak bozmaz.

Gusül Mes'eleleri

Sual-1: Cünüpken, tırnaklarını yıkayıp kesse mekruh olur mu?

Cevap-1: Evet. İbni Âbidîn "rahmetullahi aleyh" beşinci cild ikiyüzyetmişbeşinci sahîfede diyor ki, (Cünüb iken, kasıkları traş etmek mekrûhdur). [Cünüb iken saç, tırnak kesmenin de mekruh olduğu buradan anlaşılmakdadır].

Sual-2: Saçsız başa saç ektirmek câiz mi? Gusle mâni mi?

Cevap-2: Câizdir. Gusle mâni değildir.

Sual-3: Gusül abdesti alırken, burun kanaması, yellenmek gibi abdest bozan şeyler guslü bozar mı?

Cevap-3: Bunlarla gusül abdesti bozulmaz. Yâni gusül abdestini baştan almak icâbetmez. Yalnız bu gusül abdesti ile namaz kılınmaz. Ayrıca namaz abdesti alıp, öyle namazı kılmalıdır.

Sual-4: Guslederken konuşmakta mahzur var mıdır?

Cevap-4: Guslederken konuşmamak sünnettir. İhtiyaç yokken konuşmamalıdır.

Sual-5: Diş arasındaki artığın altına su gitmese gusül olur mu?

Cevap-5: Olmaz.

Sual-6: Oje gusle mani midir ?

Cevap-6: Deriye yapışmış, hamur, mum, sakız, katı yağ, balık pulu, çiğnenmiş ekmek, [Tırnakdaki oje denilen boya] gibi su geçirmiyen şeylerin altını yıkamak lâzımdır. Bunlar gusle manidir. Altları yıkanmazsa gusül abdesti olmaz.

Sual -7: Ağzını veya başka yerini yıkamağı unutup, nemâz kılsa, sonra hâtırlasa, ne yapar ?

Cevap - 7: Orasını yıkayıp farzı tekrâr kılar. Mâliki mezhebini taklit edenler yıkamayı unuttukları yeri hatırladıklarında hemen yıkamaları gerekir. Hemen yıkamazlarsa tekrar gusül abdesti almaları lazım olur. Çünkü mâliki de muvâlat ya'nî uzuvları peşipeşine yıkamak farzdır.

SuaI-8 : Abdestde ve gusülde ne kadar su kullanmalıdır ?

Cevap-8: Abdestde ve guslde, lüzumundan fazla su kullanmak israf olup, harâmdır, Resûlullah "sallallahü aleyhi ve sellem" 875 gr. su ile abdest alır, bir s⒠hacmindeki su ile gusl ederdi. Bir s⒠4200 gramdır.

Sual -9: İhtilâm olan kimse, uyanınca, yatakda, elbise veya bacağında yaşlık görse, bunun mezy denilen beyaz akıcı sıvı olduğunu anlarsa veya uyanık iken mezy aksa, gusl lâzım olur mu ?

Cevap -9: Hayır

Sual-10: İhtilâm olduğunu hatırlamadan, meni görse, gusl lâzım olur mu ?

Cevap-10: Evet.

Soru-11: İhtilâm olduğunu hâtırlamadan, meni görse, fakat bunu mezy sansa ne yapar?

Cevap -11: İhtiyâten gusl lâzım olur.

Sual-12: İhtilâm olduğunu, hâtırlayan kimse, bir yerde meni görmezse, gusl gerekir mi?

Cevap-12: Gerekmez.

Sual-13: Cünüb olup, bevl yapmadan gusl eden kimseden, sonra meninin geri kalan kısmı, şehvetsiz aksa, tekrar gusl lâzım olur mu ?

Cevap-13: Evet. Bunun için, hanefide ve hanbelide guslden önce, idrar çıkararak, idrar yolunda kalmış olan meni parçasını çıkarmak, sonra gusl etmek lâzımdır.